E.D

muhteşem derecede sinema izleyicisi olmasamda yeterince izlerim ve aklımda kalan farklı filmleri biraz tanıtmak ve önermek için bunları yapıyorum "salla pati" tavsiyeler olmadığını filmleri izlerseniz farkedeceksiniz.Ayrıca şu koyduğum fotoğraflar içinse diyebileceğim şey:sadece dandik cep telefonumla çektiğim hoşuma giden fotoğraflar olarak açıklayabilirim :D...

[ Ana Sayfa ] [ Profilim ] [ Arşiv ] [ Arkadaşlarım ]

İNGİLİZCE ÇEVİRİ

                                    THIS IS A PENCIL :)
         Çok profesyonel  olmadıkça  ingilizceden türkçeye yada türkçeden ingilizceye çevirileriniz olursa ( 1 sayfayı geçmeyecek şekilde geçerse zaman açısından gecikme olabilir) yardımcı olmak isterim.
        Amaç benim için pratik olurken birilerine yardım etmek!


       Kısa zamanda çevirmeye çalışırım fakat zaman kısıtlaması olmazsa iyi olur :)


NOT: ceviri10@hotmail.com adresinden mail yoluyla ulaşabilirsiniz


[ 14:34 ] [ 26/11/2009 ] [ 2 Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

biraz replik




braveheart:

-Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşayamaz..



American History X:

-yaptıkların hayatını daha iyi kıldımı




ölü ozanlar derneği:

Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir.



şeytanın avukatı:

-Kibir, benim en gözde günahımdır


not: zamansızlıktan pek düşünemedim
tabi sizde ekleyebilirsiniz zamansızlıktan pek düşünemedim

[ 21:04 ] [ 22/6/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

-RİKİ- oğlum-(9 aylık)


Rottweiler, sakin, ciddi, kendinden emin ve güvenilir, Almanya kökenli köpek ırkı.

Rottweiler, ismini Almanya'nın Rottweil kasabasından alır. Rottweiler, özellikle ortaçağ yıllarında Almanya'da çok yaygındı. Kasap köpeği olarak da bilinirdi. Kasap köpeği denilmesinin nedeni ise, o yıllarda kasaplar etlerini satmak için değişik kasabalara giderlerken, etleri yükledikleri arabalarını rottweilerlara çektirirlerdi. Rottweilerlar arabaları çekmenin yanısıra, yolda herhangi bir soyguncu veya vahşi hayvan saldırısında da koruma görevini de icraa ederlerdi. Daha sonra motorlu taşıtların icat edilmesi ve yaygınlaşmasından sonra rottweilerlara olan ilgi azaldı ve sayıları oldukça azaldı. Ancak rottweiler cinsi köpeklerin üstün meziyetleri Alman polisinin dikkatini çekti ve polis köpeği olarak eğitilmesi uygun görüldü. Polis köpeği olarak başarılı bir şekilde görevini getirmesi, estetik görüntüsü ve eğitime yatkınlığı gibi özellikleri insanların bu ırka olan ilgisini artırdı. Günümüzde birçok görevi başarı ile icra edebilmektedirler.

Ailesine çok bağlıdır ve onları hep koruması altına alır. Evine yabancıların girmesine genellikle izin vermez. Çok cesur ve güçlüdür. Polisler, askerler ve gümrük memurlarına yardımcı olduğu gibi, iz sürme gibi görevleri de başarıyla yerine getirir. Eğitildiğinde çocuklarla anlaşır. Diğer köpeklerle anlaşamaz, bu nedenle tasmasız dolaştılması doğru olmaz. Yeteri kadar egzersiz yaptırılırsa apartmanda da yaşayabilir. Saldırgan bir tür olduğu için ev hayatına pek uyum sağlayamaz.Genellikle bekçi köpeği olarak iyi sonuç verir.


[ 16:13 ] [ 22/6/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

vazgeçenlere...



Bize sevgi vaadettiler,bize umut vaadettiler,bize mutluluk vaadettiler lakin bazışeyler   uğruna bunlardan vazgeçebileceklerinden bahsetmediler

                                                                                                     e.d


[ 22:23 ] [ 2/6/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

The Wrestler (şampiyon)

tür : dram
aşk ,acı,zafer



            Günümüzün en heyecan verici, bağımsız ruhlu yönetmenlerden biri olan Darren Aronofsky imzalı film, hayattan tokat yemiş hayalperestlerin ve kaybedenlerin hikayesi. İlk olarak 25 yıl önce Rumble Fish’teki rölüyle seyircileri ekrana kilitleyen Mickey Rourke, Şampiyon’da son yılların en çarpıcı sinema performanslarından biriyle yeniden kalbimizi fethediyor.

Bağımsız sinemayı ödüllendiren ve 1984'ten beri dağıtılan Independent Spirit (Bağımsız Ruh) Ödülleri'nin bu yılki kazananları belli oldu. Oscar öncesi dağıtılan ödüllerde The Wrestler geceye damgasını vurdu.
Bağımsız sinemayı ödüllendiren ve 1984'ten beri dağıtılan Independent Spirit (Bağımsız Ruh) Ödülleri'nin bu yılki kazananları belli oldu. Oscar öncesi dağıtılan ödüllerde The Wrestler geceye damgasını vurdu.


not: 2 oscar adaylığı ayrıca 30 ödülü ve 19 adaylığı daha mevcut



[ 19:23 ] [ 22/5/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

THERE WILL BE BLOOD (kan dökülecek)

 



1. Kan Dökülecek gösteriyor ki Paul Thomas Anderson (kısaca PTA) kendini çok geliştirdi. Bu filmle kariyerinin zirve noktasına ulaştı. İlk defa bir PTA filmini aşırı sıkılmadan izleyebildim. Manolya ile karşılaştırırsak Harrison Ford'lu Kaçak'ın temposuna sahip bir film olduğunu söyleyebiliriz. PTA'dan yeni beklentim sıkmayan bir film yapmayı da başarması. Entelektüel! sinema seyircisi bu sanat filmleriden sıkılmayabilir, ama normal bir beyne sahip olan birinin sıkılmaması için neden yok..

2. Daniel Day-Lewis bu filmle gerçekten ona yönelik övgüleri hak ediyor. Performansı daima parıldayan bir elmas gibi. Bu senenin Helen Mirren'ı diyebiliriz kendisine. Büyük ihtimalle aldığı ödüllere ikinci Oscar ödülünü de ekleyecek. Yalnız Day-Lewis kadar etkileyici bir oyuncu daha var filmde. Paul Dano'nun performansı da ödülü olmasa da en azından adaylığı hak ediyordu. Karakteri, değişimi, bir insanın yaşadığı her şeyi mükemmel bir şekilde yansıtıyordu. Ayıp ettin Akademi diyebiliriz bunun için..

3. Paranın her şey olduğunu görebileceğimiz filmlerden biri. İnsanlardan dinlerini, inançlarını ya da inançsızlıklarını kişisel çıkarları uğruna rahatça bir kenara atabiliyorlar. Karl Marx'ın din kitlelerin afyonudur diye bir söz var. Lakin dinden daha güçlü bir afyon varsa o da mutlak surette para. Bu film de onun göstergelerinden biri. Tabii film bunu göstermiyor sadece. Karakterlerin yaşadıkları çıkarsal değişimleri mükemmel kelimesine yaraşır bir şekilde perdeye yansıtıyor..

4. Oscar ödüllerine gelirsek.. Film en iyi aktör dalında ödülü alacak. En iyi film ya da yönetmen ödülünü alırsa Coengillere çok büyük bir ayıp yapmış olurlar. Zaten almayı da hak etmiyor, orası da ayrı bir konu. Bunun yanısıra teknik dallarda da maksimum üç ödül alabilir, ki o bile entelektüel Akademi üyelerinin abartmasıyla olacak bir şey. Yoksa hak etmesiyle alakalı değil..

5. Film petrolle alakalı. Bunu da belirteyim unutmadan. Petrol ve onun getirileri için ailesini bile arka plana alabilecek ya da modern deyişle satabilecek bir adamın hikayesi..


kaynak : http://www.film.gen.tr/elestiri/elestiri.cfm?aid=4101


[ 12:17 ] [ 11/2/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

Bafta'dan haberler




BAFTA’da 'Slumdog Millionaire' rüzgarı esti

İngiliz Oscar'ı olarak adlandırılan İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödülleri sahiplerini buldu. 'SlMillionaire' (Milyoner Varoş Çocuğu) adlı film BAFTA ödüllerinin 7’sini alarak geceye damgasını vurdu. Danny Boyle’in yönetmenliğini yaptığı filmin başrol oyuncuları Dev Patel, Anil Kapoor ve Saurabh Shukla’dan oluşuyor. Hindistan'da çekilen düşük bütçeli filmde, Bombay’in fakir bir mahallesinde yaşayan genç bir adamın hikâyesi anlatılıyor. Para ödüllü bir bilgi yarışmasına katılan gencin üzerinden insanların bazen sınırı aşan beklentileri konu ediliyor.

'Slumdog Millionaire' (Milyoner Varoş Çocuğu), en iyi film ödülünü alırken, yönetmeni Boyle’e de en iyi yönetmen ödülünü getirdi. Filmin başrol oyuncusu Patel ise, duyduğu heyecanı, “Daha 18 yaşındayım ve BAFTA’dayım” sözleriyle dile getirdi. Londra’nın kuzey batısındaki Harrow’da ailesi ve kız kardeşiyle birlikte yaşayan Patel, en iyi erkek oyuncu ödülü için aday gösterilmişti.

'Slumdog Millionaire' (Milyoner Varoş Çocuğu) adlı filmle aynı kategoride yarışan diğer filmler ise Brad Pitt’in başrolünde olduğu ve büyük ses getiren Benjamin Button’un Tuhaf Hikâyesi, Okuyucu, Milk ve Front/Nixon gibi filmlerdi.

Winslet, Nazi gardiyanı rolüyle ödül kazandı 

'En İyi Kadın Oyuncu' ödülünü ise 'The Reader' (Okuyucu) ’daki rolüyle Kate Winslet aldı. Bernard Schlink'in aynı isimli romanından uyarlanan filmde Winslet’e Ralph Fiennes eşlik ediyor.

2. Dünya Savaşı sonrası Almanya’sında geçen filmde Winslet, bir Nazi gardiyanını canlandırıyor.

'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü ise, 'The Wrestler' (Güreşçi) adlı filmdeki rolüyle Mickey Rourke aldı. Yönetmenliğini Darren Aronofsky’nin yaptığı filmde, emekli bir güreşçinin eski günlerine dönmek için eski rakiplerinden biriyle tekrar ringe çıkmasını konu alıyor.

Heath Ledger'a ödül


Penelope Cruz, Barcelona adlı filmiyle en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü alırken, Heath Ledger de Kara Şövalye adlı filmle en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü kazandı.

Avustralyalı aktör Heath Ledger Kara Şövalye adlı filmin çekimleri sürerken, 22 Ocak 2008'de, hayatını kaybetmişti. Ledger, 'Brokeback Mountain' (Brokeback Dağı) filmindeki rolüyle de en iyi erkek oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilmişti.

In Bruges adlı film ise en orijinal senaryo ödülünü kazandı. Bu yılın en çok ilgi çeken filmlerinden biri olan 'Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi' ise 11 dalda aday gösterilmişti. Ancak film sadece özel efekt, en iyi saç ve makyaj alanı da dahil üç dalda ödül aldı.










 kaynak : http://www.dw-world.de/dw/article/0,,4012884,00.html




...




[ 11:47 ] [ 11/2/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

L.A.Confidential (Los Angeles Sırları)

Tür : gizem,heyecan,suç


50'lerin Los Angeles'ında yer altı dünyasının patronu sayılan Mickey Cohen'in hapse girmesiyle doğan boşluktan dolayı şehirdeki diğer suç örgütleri arasında liderlik savaşı başlar. Bir gece Cohen'in adamlarına bir baskın düzenlenir ve hepsi öldürülür. Öldürülenler arasında eski bir poliste vardır. Bu olayı soruşturmak üzere L.A. Polis Departmanı üç polisi görevlendirir. Görevlendirilen polisler karekter olarak birbirlerinden çok farklıdırlar. Ed Exley, L.A. Polis Departmanının altın çocuğudur. Kurallara bağlı ve her şeyi kanunlara göre yapar. Bud White, çabuk sinirlenen, agrasif, gerçeğe ve doğruya ulaşmak için her türlü yola başvuran biridir. Üçüncü ve son polis Jack Vincennes ise; L.A. Polis Departmanını anlatan bir televizyon dizisine danışmanlık yapmakta, tanınmış ve gündemde olmayı seven biridir. Bu üç kişi olayı soruşturmak için bir araya gelirler. Ancak soruşturma çok çabuk sonuca ulaşır. Bu durum üç polisi rahatsız eder. Soruşturmada bu kadar çabuk sonuca ulaşılmasında bir bit yeniği olduğunu düşünürler ve araştırmaya devam ederler. Ve araştırmaları onları çok güzel bir kadına kadar götürür. Film Kim Basinger ve senaryosuyla iki Oscar kazandı.

              
        http://www.sinemag.com


[ 15:23 ] [ 11/1/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

Das Leben Der Anderen (başkalarının hayatı)


Tür : Dram 
berlin duvarı yıkılmadan önce gizli polis servisi sırlarınızı dinledi

Yönetmenin filmle ilgili sözleri şöyle: "Annemle babamın Doğu'dan gelmiş olması nedeniyle çocukken arkadaşlarımı ve akrabalarımı ziyaret etmek için sık sık Doğu Almanya'ya giderdim. Baba tarafından kuzenlerimden birisi, Doğu Almanya Devlet Başkanı ve iktidardaki Sosyalist Birlik Partisi'nin lideri Erich Honecker'in protokol başkanıydı. Tanıdığım diğer insanlar normal işlerde çalışıyordu. Doğu Almanya'daki rejimin sonunun yaklaştığı günlerde hepsinin gözlerinde korkuyu okumak mümkündü. Kısaca Stasi olarak bilinen Devlet Güvenlik Örgütü'nün korkusu, tek görevleri;başkalarının yaşamlarını' izlemek olan 100.000 eğitimli devlet görevlisinin korkusu herkeste vardı.

http://www.sinemafanatik.com

eğlence arayanlara önerilmez ama merak konusudur berlin duvarı bu meraka sahip olanların ilgisini çekebilir,oskar sahibi bir film...









[ 14:57 ] [ 11/1/2009 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]

Sinema ve Müzik

    Şimdi birazda ingilizceye aşina dilimizin "soundtrack " diye adlandırdığı sinema müziklerinden bahsedelim,öyleki sinemaların izleyici üzerindeki etkisini arttıran en önemli öğedir "soundtrack"ler,filmin içine girmemiz için bir kapı açar,onlarsız sinemayı dışarıdan izleriz,filmi o kadar yoğun hissedemez kalbimiz veya göremez gözlerimiz,gözlerimizdeki karelerin kulağımızdaki müzikle birleşmesi sonucu daha bir canlanır sahneler beynimizde ve  işte o kapı açılır.Yaşananları bizde yaşarız,hızlı çarpar kalbimiz,büyür gözbebeklerimiz vb. tepkiler gelir perdedeki oyuna karşılık.
    Tabi bahsettiklerim etkileyici,zamana karşı koyan,tarihe adını yazdırmış filmler için geçerlidir,filmde iş yoksa zaten müzikde çaresiz kalır,çekilir bir kenara tıngırdar...

    Bu defa kendimce,basit film yorumları yapmaktan öte birşey denemek istedim,cansız kareleri canlandıran bu "soundtrack"lerden bildiğim,etkileyici olanlarını aktarıyorum(tabi linkleri ile beraber).Hani az önce  bir filmin müziksiz biçare olduğundan bahsetmiştim fakat bakalım müzikleri o filmler olmadan ne kadar etkileyici olabilecek belkide müziğinden etkilenip izlersiniz :) tabi bu da size film izletmenin bi yolu oluverir.İşte müziklerimiz,şimdiden afiyet olsun...(bu arada fonda çalan müzik sayfanın en altında yer almakta oradan durdurabilirsiniz)

1)Pulp Fiction

2)Once upon time in America :

3)Daredevil:

4)28 weeks later :

5)For a few dollars more:

6)The Good,the bad and the ugly:

7)Kill Bill :

8)Gladiator:

9)Fight Club:

10)sweet november:

11)requiem for a dream :

12)The Departed :

13)Braveheart :

 
 Şimdilik aklıma gelen etkileyici filmlerin etkileyici müzikleri bu kadar,tabi daha godfather,lord of the rings,(tabi yenileri eklenecek),içlerinden özellikle requiem for a dream,pulp fiction ve gladiator'un "sountrack"leri ayrı bir tatlıdır diyerek bitirelim...

Note : "Hans zimmer,Enya,Clint mansell,Ennio morricone" abi ve ablalarımızada bize böyle güzel gıdalar tattırdıkları için teşekkür ederiz


[ 23:57 ] [ 18/6/2008 ] [ yok Yorum ] [ Yorum yaz ] [ Bağlantı ]